Gökhan gibi ben de şimdiye kadar hiçbir sosyal ağ, arkadaşlık, çöp çatanlık, aşk meşk sitelerine üye olmadım. Ancak Sinan'ın geçtiğimiz günlerde Facebook'a girmesi sonucu siteye şöyle bir göz atma şansına sahip oldum. Yine bir çöp çatanlık sitesi dediğim anda MSN'den bir arkadaşım Facebook'a takılıyor musun diye sordu. O anda durumun vahametinin farkına vardım. Yine bu konulara çok uzağım dedim kendi kendime ve Türk kullanıcısı Yonja gibi bir yeri bellemiş, kendine bilgisayar arkasından farklı bir kimlik kazandırarak partner arayışına girmiş diye düşündüm. Yanılmışım...
Artık Türkiye'nin en çok satan gazetelerinde dahi Facebook'tan bahsediliyor. Sanırım günlük haberleri takip eden hemen herkes Facebook'un ne olduğunu biliyor. Yıllar öncesinde Hotmail hesabıma bağlandığımda ekranın sağında solunda standart banner boyutlarında sitenin reklamını sürekli görürdüm. Şimdiye kadar hep Amerika'daki kolej öğrencilerinin birbirlerini bulabileceklerini anlatan bir slogana sahip olduğundan elbette ki hiç ilgimi çekmedi. Ne de olsa birçok Türk genci gibi ben de Türk üniversitelerinin birinden mezun olmuştum.
Siteye girdiğimde resmimi dahi ekleme gereği hissetmedim. Sonuçta öylesine üye olmuştum ve sitede neler olup bittiğini öğrenmek istiyordum. Aradan birkaç saat geçmedi ki ortaokul arkadaşlarımdan biri beni buldu! Daha ne olduğunu anlayamadan Sinan'a çeşitli sorular sormaya başladım. O da sağ olsun benim son kullanıcı sorularıma tek tek cevap vererek site hakkında yeterli bilgiye sahip olmamı sağladı. Zaman içerisinde profilimi düzenledim ve mezun olduğum okul vb. bilgileri girdim. Sonrasında sitenin en büyük özelliği olan ortak arkadaşlar tek tek belirmeye başladı. Yine ortaokul arkadaşlarım beni bulmuştu...
Ekranımda çeşitli uygulamalar da belirmeye başladı. Bu uygulamalar arkadaşlarımla aynı yemek, içki ve sinema keyiflerine sahip olup olmadığımdan tutun da çeşitli etkinlik duyurularına kadar geniş bir yelpazeye sahip. Yine zamanla keşfettim ki bu uygulamaları istediğimiz gibi düzenleyebiliyormuşuz. Şuan için kullandığım uygulamaların başında Warbook ve SuperWall geliyor. Ne yazık ki hala birilerini ısırma, rakı sofralarında meze ısmarlama niyetim yok :)
Uygulamalar arasında gezinirken notifications ve Inbox'ım yine dolup taştı. Lise ve üniversite yıllarında denizcilik okuduğum için ilk ve ortaokul arkadaşlarımın hepsinden kopmuştum. Gelen uyarı ve mesajların hepsi yine ortaokul arkadaşlarımdandı. Birer birer hepsine tekrar kavuşmaya başladım. Sonrasında ben de birkaç isim araması yaptım. Sonuç mükemmel: Uzun süredir görüşemediğim arkadaşlarıma kavuştum!
Birkaç gün sonra siteye muntazam girip onu bunu poke'layan birine dönüştüm. Uygulamaları tek tek deneyip sitede saatlerce vakit geçirmeye başladım. Öte yandan iyiden iyiye MSN ve e-postanın yerini Facebook almıştı. Çocukluk anılarım da yavaş yavaş arkadaşlarımın "Hatırlar mısın sen şunu şöyle yapardın. Deden nasıl Atalay?" gibi sözleri sayesinde tekrar canlanmaya başlamıştı. Bu arada bazı arkadaşlarım benden çok dedemi hatırlıyormuş. Teessüflerimi sunuyorum kendilerine(!)
Ancak beni en çok duygulandıran ise geçtiğimiz günlerde topluca yaptığımız mesajlaşma oldu. Sürekli buluşma ayarlayalım diye ısrar etmemize rağmen bir türlü sonuca ulaşamamıştık. Ta ki bir arkadaş gün belirlemiş bir şekilde buluşmanın olacağını bildirene dek. Bu mesajdan sonra herkes cevap yazmaya başladı. "Ben geliyorum" "Ben de geliyorum" "Beni de ekleyin!". Neredeyse ilk ve ortaokul arkadaşlarımın hepsi birbirleri ile olan anılarını anlatıyor, küçükken yaptığımız yaramazlıkları ve gülünç olayları paylaşıyordu. Sonunda 14 Ekim Pazar günü için buluşma ayarlandı. Yıllardır görmediğim okul arkadaşlarıma tekrar kavuşmuş olacağım. Facebook bana çocukluğumu geri verdi. Teşekkürler Facebook...