Bir süredir elimde olan StarCraft oyununu bilgisayara kurabilmek için ayın 27'sini bekliyordum. Ne kadar süredir bekliyordum? On iki yıl! Blizzard'ın "Zaten 12 yıldır bekliyorsunuz, az daha bekleyin" diyerek oyunu aylarca geciktirip biz RTS dinozorlarına Çin işkencesi yapmasını da sineye çekip, salyalarım aka aka oyunun kurulumunu gerçekleştirdim.
Oyun yüklenir yüklenmez güncellemeye başladı. "Hah" dedim, "zero day yaması". Oyun açıldığında elim alışkanlıkla Battle.Net bağlantısına gitse de, kendime hakim olup oyunun tek kişilik senaryosunu oynamaya karar verdim. Her ne kadar StarCraft da olsa sonuçta 12 yıl içinde bir çok şey değişmiş olabilirdi.
NOT: Buradan sonra oyun hakkında bilgiler var. Henüz oynamayan veya sürpriz faktörünün köküne kibrit suyu sıkmak istemeyen varsa gerisini okumasın!
Oyunun hepsini bitirmedim. On bir bölüm oynadım ki, oyun toplam yirmi üç bölüm sürdüğü için yarısına gelmişim demektir. Buraya kadar olan oyun deneyimimi çok detaylı paylaşmak istemiyorum. Sonuçta her ne kadar yukarıdaki uyarıyı yazmış olsam da biliyorum ki burası okunacak. Kimsenin oyun zevkini haddinden fazla zehir etmek istemem.
Oyun hakkında yapabileceğim en doğru betimleme vasat olduğu. Açıkçası bu kadar yıl bekledikten ve Blizzard bu kadar yaygara koparttıktan sonra gerçekten Blizzard'ın şanına yakışacak muhteşem bir oyun bekliyordum. Fakat oyun her yönüyle vasat.
Öncelikle oyun içindeki dialoglar, 1980'lerde çekilen B sınıfı korku-macera filmlerindeki kadar leş ve klişe. Blizzard dialog veya monolog yazma konusunda zaten hiç bir zaman iyi olamamıştır ama şu an, on iki yıl önce olduğundan çok daha zenginler ve doğru düzgün bir dialog yazarı bulamamak bir mazeret olamaz. İşin kötüsü, yan karakterler ile konuşmanın oyunda hiç bir işe yaramıyor olması.
Oyun üç boyutlu grafiklere sahip. Ama kamera ayarları ile uğraşmamanız için izometrik açıdan oynuyoruz. RTS oyunları için en doğru kamera açısı bu. Ama grafikler hiç de yeterli değil. Blizzard grafikleri mümkün olduğunca basit tutup oyunun düşük başarımlı ve eski bilgisayarlarda da oynanabilmesini amaçlamış. Fakat bunu sanki biraz abartmış. Öyle ki, bilgisayarı yeni olanlara karşı küfür gibi gelecek grafiklere sahip. En az dört beş yıl önceki RTS oyunlarının grafikleri de bu kadardı. Ayrıca oyunun grafik motorunda sorun var. Grafik ayarlarını düşürdükçe ekran kartını daha çok yormak gibi garip bir şey yapıyor. Sanırım düşük grafikle oynadığınızda ekran kartına ekranı çok hızlı çizdirmeye çalışıyor, ama emin değilim.
Oyunun geri kalanı ise aslında StarCraft ile aynı. Bu hem iyi hem kötü. İyi, çünkü StarCraft oyununu bilenler bu oyuna alışmak için zorlanmıyor. Tabii 200 APM'lere tekrar çıkabilmek için daha çok çalışmam lazım, 300 APM'lerle hiç uğraşmam, ama tam olarak hatırladığım gibi oynayabilmek güzel. Kötü yanı ise, oyunun yeni bir şey sunmuyor olması. Zerg'lere karşı hala aynı şekilde çalışan Marine-Medic grupları, Protoss'lara karşı hala aynı taktikler. Eski StarCraft cilalanıp tekrar önüme konulmuş gibi hissettim. Tabii ki bunda bir sakınca yok ama cila parası olarak 60 dolar biraz fazla...
Oyunda hiç yenilik yok değil. Özellikle görevlerden para kazanma ve bu paralar ile birimlere yeni özellikler katabilmek iyi olmuş. Eskiden bunları araştırırdık ve doğrudan savaş meydanında uygulardır. Bir diğer değişiklik ise araştırma puanları. Her görevde belli bir araştırma puanı kazanıp, yeni teknolojiler araştırmakta kullanabiliyorsunuz. Böylece çok çok basit düzeyde de olsa oyuna yeni strateji elemanları katılmış.
Yeni StarCraft, eski StarCraft'ı oynamış olanlar için vasat gelecektir. Özellikle bana çok baştan savma yapılmış geldi. Fakat bu StarCraft II'nin kötü bir oyun olduğu anlamına gelmez. Sadece vasat. Vakit geçirmek için, arada sırada farklı bir şeyler yapmak için oynanabilir. Ama ben, senaryoyu bitirip oyunun sonunu gördükten sonra bir daha açıp oynayacağımı sanmıyorum.
Oyunu bitirdikten sonra (birkaç gün sonra) detaylıca her şeyi anlatırım.
Sonuç: StarCraft'ı oynamış olanlar, bu oyunu boşverin. Oynamamış olanlar, hemen gidip alın.