İnceleme

iPad Pro incelemesi: Neden herkes için uygun değil?

By

on

“Bir haftalığına bilgisayar yerine tümüyle iPad Pro’yu kullanmayı” denedim. Bu, MacBook Air gibi benim iş akışımla uyuşmadığından zorlamayı bıraktım; ama sorun yok.

Apple’ın en yeni tabletinin iyi olmak için bir laptop’un yerini alması gerekmiyor ama en ucuz iPad Air 2’den 300 dolar pahalı olarak sadece daha büyük bir ekrandan daha fazlasını vermesi gerekiyor.

Bazı yönlerden bunu yapıyor. Daha hızlı işlemcisi ve daha fazla RAM’i sağ olsun, iPad Pro aynı masaüstü uygulamalar kadar güçlü hissettiren yeni nesil uygulamalara imkan tanıyor. Apple Pencil desteği bu iPad’e özgü olduğundan şayet işiniz çizim yapmayı içeriyorsa, ya da el yazısı kullanmayı tercih ediyorsanız, seçeneğiniz açık: Bu iPad’i satın alın ya da Pencil desteğinin daha fazla modele gelip gelmeyeceğini görmek için bir yıl bekleyin.

Fakat Pencil’i kullanmayı planlamıyorsanız, çoğu kişi için iPad Air 2 hatta iPad mini 4’le arasındaki fiyat farkını haklı göstermek güç olabilir; en azından benim için öyle. Bir çalışma aracı olarak iPad Pro biraz Mac Pro veya MacBookPro, ya da özel bir gönye testeresi gibi: Eğer işinizi yapmak için ona gerçekten ihtiyaç duyuyorsanız muhtemelen ona ihtiyacınız olduğunu bilirsiniz ve bunu benim söylememe gerek duymazsınız. Eğer buna gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını merak edenlerdenseniz, muhtemelen ihtiyacınız yoktur.

Pencil, iPad Pro’nun en büyük satış cazibesi

ipad-pro-klavyeliPencil’i kullanmak müthiş. Doğal hissettiriyor ve doğal biçimde yazıyor ve adınızı adeta bir sosisle yazmaya çalıştığınız plastik uçlu kapasitif stylus’lar gibi hissettiriyor. Onunla çizmek ve hatta sadece karalama yapmak harika deneyimler; çok az bir gecikmeyle umduğunuz gibi tepki veren basınç hassasiyeti ve eğim algılaması sağ olsun. Üniversiteden bu yana çok fazla çizim ya da boyama yapmadım ama Pencil onu kullanmayı istememi sağlıyor. Hulu’da bir şeyler izlerken pencere içinde karalama, boyama ya da çizim yapabilmek eşsiz bir çekiciliğe sahip. Günlük tercihlerimin kağıt ve kalem olduğu günler için tuhaf bir nostalji karışımı ve bunun futuristik bir kullanımı fazlasıyla ileri teknoloji hissi veriyor.

Gerçekten neden o kadar yuvarlak olduğundan emin değilim (yere koyduğumda ileri yuvarlandığını görmekten nefret ediyorum) ve Lightning portunu kaplayan küçük başlığı kaybetmekten korkuyorum. Çalışmalarım için aslında Pencil’e ihtiyacım yok zira tüm yaptığım kutucuklara metin yazmak ve Pixelmator’da JPEG’leri düzenlemek. Bu yüzden her ne kadar not defteri ve kalemleri kullanmayı sevdiğim gibi onu da kullanmayı seviyor olsam da, iPad Pro ve Pencil’in 900 dolar bariyerine çarpmadan evvel bir iPad, bir sürü süslü not defteri ve kalem satın alabilirim. Fakat grafik tasarımcılar bir Wacom Cintiq’le karşılaştırıldığında Astropad gibi bir uygulamayla beraber bu seçeneğin sudan ucuz olduğunu düşünecektir. Zaman içerisinde Pencil’in daha başka kullanımları da ortaya çıkabilir; geliştiriciler ve tamirciler çoktan denemeye başladı.

Çalışırken ki avantaj ve dezavantajlar

Bazı iş uygulamaları gerçekten daha büyük bir tuvalin yararını görüyor. Procreate gibi harika çizim uygulamaları, elbette. Pixelmator gibi fotoğraf düzenleyiciler, şüphesiz. iMovie gibi çok sayıda araca sahip uygulamalar için de daha büyük bir ekran tabii. Ve yan yana iki uygulamayla çalıştığınızda, her birine bütün bir iPad Air alanı sağlayabilmek harika. Fakat iPad’imde en sık kullandığım uygulamalar (Byword, Safari, Kindle, Mail) 12.9 inç iPad Pro’da oldukları kadar 9.7 inç iPad Air’da da (hatta 7.9 inç iPad mini’de) iyiler.

Ayrıca yan yana iki uygulamayla çalışmak tam olarak çoklu görev yapmak değil. Üstesinden gelebileceğim kısıtlamalarla çalışmayı sürdürüyorum ama bunları istemiyorum. iPad Pro’da bölünmüş ekranda Safari ile birlikte Byword’ün açık olmasını sevdim. Ama Mac’in üzerinde tipik olarak aynı anda birden fazla Byword dokümanı açıyorum (genellikle bir dosyada notlar, diğerinde makaleyle çalışırken) ve iPad bunu yapamıyor zira Split View’in iki tarafında aynı uygulamayı açamıyorsunuz. Eğer sekmeler yerine iki web sayfasını yan yana görmek isterseniz onları farklı browser’larla açmak durumundasınız. Ve elbette tüm iPad uygulamaları Split View’i desteklemiyor.

Hepsi bu da değil. Mac’im üzerinde, çeşitli Mac uygulamaları ve websitelerinde harcadığım her dakikayı kaydeden Rescue gibi arkaplanda çalışabilen, ama iOS sürümü bulunmayan birkaç araç kullanıyorum. Gerektikçe ethernet’e bağlı olan Podcast için Skype görüşmelerini sadece Mac üzerinde kaydedebiliyorum. Mac’im dosyaları daha kolay download edip istediğim gibi organize etmeme daha kolay imkan sağlıyor; her ne kadar iOS 9’daki iCloud Drive uygulaması geçmişe nazaran iPad üzerinde bunu yapmayı daha kolaylaştırmış olsa da.

Yine de en iyi iPad

iPad Pro ile ilgili en çok beğendiğim şeylerden bir tanesi, Mac’im kadar bir çalışma sistemi olacak yeterlikte değilse de, Mac’ime nazaran çok daha iyi bir iPad. Hayır, gerçekten (iBook’tan, Maps’e, Launchpad’den dokunma hareketlerine tüm iOS özellikleri) iOS onları bu kadar iyi yaptığından beri beynimin “mobil” olarak sağlam biçimde kategorize ettiği görevlerde iPad halen daha iyi.

iPad Pro’mu ilk ayarladığımda öncelikle Mac’im üzerindeki Uygulamalar klasörüme baktım ki böylelikle Slack, Byword, Pixelmator, Tweetbot ve Things gibi eşdeğer iOS uygulamalarını dinebilecektim. Fakat ardından iPhone ana ekranıma baktım ve Kindle, My Fitness Pal, Spotify ve Pocket Casts gibi mobil taraftaki favorilerimi alabileceğimi hatırladım. Cihazlar arasında geçiş yapmaya lüzum kalmaksızın yemek ya da istirahat sonrasında yazı ve düzenleme işime geri dönebilmek güzeldi. Ardından tam ekranda yazı yazarken podcast veya müzik dinlemek hoşuma gitti. Oynatma butonları için Control Center’a gitmek rahattı ve zarif bir biçimde gözden kayboldular.

Bununla birlikte yukarıdaki paragrafta yazılanlar, güzel, büyük, ferah iPad Pro gibi daha küçük iPad’lerde de mümkün. Pro’daki uygulamalar daha hızlı açılıyor ki bu da Split View’i daha akıcı hissettiriyor. Göz kırpıncaya kadar uygulamalar arasında geçiş yapabiliyorsunuz. Ancak Pencil desteği ve toplam hızı dışında daha küçük (ve daha ucuz) iPad’lere nazaran iPad Pro’da daha iyi yapılabilecekleri dillendirmede zorlanıyorum.

Çantamda hafif, ama kucağımda büyük

iPad Pro büyük ama tipik olarak taşıdığım 13 inç MacBook Air’a göre omuz çantamda çok daha hafif hissettiriyor. iPad Pro’yu 1050 grama çıkartan Smart Keyboard’la birlikte bile bu 1315 gramlık 13 inç MacBook Air’a göre fark edilir bir değişim. Masaüstünde çalışırken iPad çok büyük gibi hissettirmiyor ama üzerinde Netflix izleyip Kindle kitaplar okumak üzere yatağa girdiğimde biraz tuhaflaşmaya başlıyor; yatağın diğer tarafındaki yastıklar üzerine koymak istiyorum veya filmleri ekrana çok yakın izliyormuşum gibi hissediyorum.

Hoparlörler oldukça geliştirilmiş ki bu da iPad Pro’nun bir eğlence cihazı olarak kullanımında fark yaratıyor. Apple dört hoparlör yerleştirmiş ve yukarıdaki ikisi tiz sesler için kullanılırken alttaki ikisi baslar için kullanılıyor; tableti nasıl kullanırsanız kullanın. Kullanışlı bir Bluetooth hoparlörünüz yoksa bile ortalama bir odayı müzikle dolduracak kadar yüksek ve iyi ses çıkartıyorlar.

Yine de bir laptop’la karşılaştırıldığında iPad Pro’nun kullanım rahatlığı daha az. Smart Keyboard’la masada otururken ekran açısını ayarlayamamak veya ellerimi tek bir bağıl pozisyonda tutmak hoşuma gitmedi. (Ekrana dokunmak başlangıçta kullanışsız hissettiriyor ama bir buçuk günün ardından trackpad’e yönelmek yerine MacBook Air’ın ekranına dokunmak üzere uzandığımı gördüm.) Bir Bluetoot klavyeyi eşleştirmeme rağmen yazılım klavyesi gelmeye devam etti; bana iOS 9.2’de çözüldüğü söylenen bir hata sağ olsun. Bu şimdilik sıkıntı değil ama ihtiyacım olmayan bir klavyenin yarısını kaplaması can sıkıcı.

Batarya ömrü mükemmel; yüzde 85 dolu olarak güne başlayarak neredeyse öğleden sonra 4’e kadar yüzde 10 uyarısını almadım. iPhone’um için iOS 9’da hoşuma giden tasarruf modunun iPad’de olmasını isterdim ama o mod sahne gerisinde performanstı değiştirerek çalışıyor (arkaplan uygulama tazelemelerini durdurarak, işlemci hızını yavaşlatarak) ve iPad Pro’dan daha fazla güç elde etmek için Apple bunun kabul edilebilir olmadığını düşünmüş olmalı. Tablet şarj için 12 watt’lık bir USB adaptörle geliyor; hem batarya ömrü hem de minik evrensel şarj cihazı iPad Pro’nun Macbook karşısındaki önemli noktaları.

Sonuç

Apple iPhone, laptop ve iPod’ların farklı ebatlarını sunuyor ki bu yüzden iPad ailesini iki ebattan üçe genişletmek mantıklı ve Pencil’le birlikte Apple’ın 12.9 inç iPad’e Pro adını vermesi haklı bir gerekçe.

Bana göre iPad Air 2 (16 GB için 499 dolardan başlıyor) veya benim favori modelim iPad mini 4 (399 dolar) ile arasındaki yüksek fiyat farkına değmez. Pencil harika ama giriş seviyesi (32 GB, sadece Wi-Fi) iPad Pro için 799 dolar ve Pencil için ekstra 99 dolar talep etmek yerine 128 GB iPad mini 4’ü hücresel ağ desteğiyle birlikte 729 dolara alabilir ve halen canımın çektiği tüm zarif kalem ve not defterleri için yeterince param kalabilirdi.

Apple iPad Pro Değerlendirme
Puan: 4/5

Bir Bakışta: Fiyata itirazınız yoksa, iPad Pro artı Apple Pencil, Apple’ın tabletiyle her zamankinden daha fazlasını yapmanıza imkan tanıyor.

Fiyat: $799 (32GB Wi-Fi), $949 (128GB Wi-Fi), $1079 (128GB Wi-Fi ve hücresel ağ)

Artılar: Mükemmel batarya ömrü, Yeterince hız ve güç.

Eksiler: Yazılım klavyesi hatası.

 

About admin

Recommended for you

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir